Kız Kardeşlik, Şiir, Taktik: 6 Kitap Önerisi

Bu kitaplar, kimseye bir şey açıklamak zorunda hissetmeden kendini güçlendirmek isteyenlere.
dayanismayla-ilgili-kitaplar.jpeg
Getty Images

Mesele yalnızca kime karşı olduğumuz değil—kimlerle, nasıl, ne uğruna birlikte durduğumuz.

Bu liste şimdiki zamanın ağırlığını sırtımızdansa avucumuzun içine alalım diye hazırlandı. Çünkü bu ara okuma tercihlerimizi “feminizmi yanlış anlayanlara bir şeyler anlatma yükümlülüğü”ndense kendimize iyi gelecek kelimeleri bulmak için sıralıyoruz. O yüzden de en yüksek sesle, en kolektif biçimde, en kuir ruhla konuşan kitaplara yer verdik.

Bazısı teoriyle, bazısı anılarla, bazısı doğayla, bazısı doğrudan bizimle etkileşime geçiyor. Ama hepsi, “direniş” dediğimiz şeyi yalnızca eylem değil; alışkanlık, dostluk, pedagojik dokunuş ve hayal gücü olarak da tarif ediyor. Tam da bu yüzden bu liste biraz Audre Lorde gibi öfkeli, biraz Adrienne Maree Brown gibi şiirsel, biraz bell hooks gibi net ve içten, biraz da Zillah Eisenstein gibi taktik dolu.

Bahisdışı Kız Kardeş – Audre Lorde

1.png

Ne anlatıyor? Audre Lorde’un yazılarını okurken, sanki biri sana aynadan bakıp “Ne hissediyorsan haklısın” diyormuş gibi geliyor insana. Irkçılık, homofobi, kadınlık, annelik, şiddet, şiir… Hepsi var. Ama “akademik feminizm”in sınırlarında kalıyormuşuz gibi de değil. Bu yazılar, kişisel olanın ne kadar politik olduğunu anlatıyor, hatta okuruna onları doğrudan yaşatıyor.

Neden burada? Çünkü bu listedeki kitaplar sana “Yalnız değilsin” dedirtmeli. Ve Lorde, bunu yaparken susmanın, yutkunmanın, bastırmanın neye mâl olduğunu anlatıyor. İçimizdeki öfkeyi romantikleştirmeden ve “Onu saklamak zorunda da değiliz” diyerek.

Uyaralım: Metinler yoğun, bazıları tarihsel bağlama yaslanıyor. Belki küçük bir ön okuma keyifli gelebilir. Ama Lorde ilgini kaybetmiyor.

Abolisyonist Sosyalist Feminizm: Gelecek Devrime Bakış – Zillah Eisenstein

2.jpg

Ne anlatıyor? The Hunger Games’teki “If we burn, you burn with us” sahnesi gibi bir kitapla geldim. Zillah Eisenstein, bu derleme eserinde kapitalist patriyarkanın kadınların bastırılmasındaki rolünü inceliyor. Radikal feminist düşünce ile Marksist sınıf analizini birleştirerek toplumsal cinsiyet ve sınıfın nasıl kesiştiğini tartışıyor. Eser, annelik, üreme ve eril tahakkümü gibi konuları ele alarak, sosyalist feminist bir perspektif sunuyor.

Neden burada? Çünkü Eisenstein’ın çalışması, feminist teori ve sınıf mücadelesi arasındaki bağlantıyı anlamak isteyenler için temel bir kaynak. Kadın düşmanlığının hem ekonomik hem de toplumsal dinamiklerle nasıl şekillendiğini göstererek daha bütüncül bir mücadele perspektifi sunuyor.

Uyaralım: Kitap, akademik bir dile sahip ve yoğun teorik analizler içeriyor. Teorik metinlere alışkın olmayan okuyucular için zorlayıcı olabilir. Ancak, Eisenstein’ın derinlemesine analizleri, konunun önemini ve güncelliğini vurguluyor.

We Do This ‘Til We Free Us – Mariame Kaba

33.jpg

Ne anlatıyor? Mariame Kaba, bu derleme eserinde, endüstriyel kompleks olarak aldığı hapishanelerin kaldırılması üzerine yazılar ve röportajlar sunuyor. Kaba, mevcut cezalandırma sistemlerinin reforma kapalı olduğunu ve tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyor. Topluluk temelli çözümler ve alternatif adalet modelleri üzerine odaklanarak, suç ve ceza kavramlarını yeniden düşünmeye teşvik ediyor.

Neden burada? Çünkü Kaba’nın çalışmaları, toplumsal dönüşümün sadece mevcut sistemleri eleştirmekle kalmayıp aynı zamanda alternatif ve adil yapılar inşa etmekle mümkün olduğunu gösteriyor. Bu kitap, kolektif özgürleşme ve topluluk dayanışması üzerine düşünen herkes için ilham verici bir kaynak olabilir.

Uyaralım: Kitap, ceza adaleti sistemi ve hapishane karşıtlığı gibi konulara derinlemesine dalıyor. Bu, konuyla yeni tanışanlar için yoğun gelebilir. Ancak, Kaba’nın açık ve net anlatımı, konunun anlaşılmasını kolaylaştırıyor.

Feminist Bir Yaşam Sürmek – Sara Ahmed

44.jpg

Ne anlatıyor? Sara Ahmed, feminizmin bir pratik olduğunu hatırlatıyor. Koridorda yürürken, toplantıda konuşurken, aile sofrasında laf sokarken… Feminist olmak bazen “eğlenceyi bozan” (“keyif törpüsü”) olmak demek. Ama Ahmed diyor ki, “killjoy” değiliz; eğlenceniz zaten adil değil.

Neden burada? Çünkü bu kitap, feminist olmanın sürekli bir “gönüllü diken üstünde durma” hâli olduğunu unutmadan, buna rağmen neden sürdürdüğümüzü çok iyi anlatıyor. Hem düşündürüyor hem duygulandırıyor. Ve yer yer epey eğlendiriyor da.

Uyaralım: Dili teorik olabilir ama Sara Ahmed akademik bir mesafeyle konuşmuyor. Tam tersine, elini uzatıyor. Hâlâ “Ben feminist miyim, emin değilim,” diyen biri varsa bu kitap hem evet dedirtir hem de nedenini gösterir.

Sınırları Aşmayı Öğretmek: Özgürlük Pratiği Olarak Eğitim – bell hooks

5.png

Ne anlatıyor? bell hooks, eğitimi özgürleştirici bir pratik olarak ele alıyor. Kendi deneyimlerinden yola çıkarak sınıf içindeki güç dinamiklerini, öğrencilerin nasıl susturulduğunu ve eğitimin nasıl dönüştürücü bir araç olabileceğini tartışıyor. hooks, öğrencilerin sadece “bilgiyi tüketen” değil, aktif katılımcılar olması gerektiğini vurguluyor.

Neden burada? Çünkü hooks’un yaklaşımı, eğitimi sadece bilgi aktarımı olarak değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün bir aracı olarak görenler için rehber niteliğinde. Öğrencilerin ve öğretmenlerin birlikte öğrenip, birlikte özgürleşebileceği bir ortamın nasıl yaratılabileceğini gösteriyor.

Uyaralım: Kitap, geleneksel eğitim yöntemlerini sorguluyor ve alternatif pedagojik yaklaşımlar öneriyor. Bu, bazı okuyucular için “radikal” gelebilir. Ancak, hooks’un samimi ve kişisel anlatımı, konunun derinlemesine anlaşılmasını sağlıyor.

Emergent Strategy – Adrienne Maree Brown

6.jpg

Ne anlatıyor? Adrienne Maree Brown, doğadaki örüntülerden ve bilim kurgudan ilham alarak toplumsal değişim ve örgütlenme stratejileri üzerine yenilikçi bir perspektif sunuyor. Avatar: The Last Airbender’daki Iroh Amca’nın doğadan aldığı bilgelikle liderlik etmeye çalışması gibi düşünebiliriz. Kitap, değişime karşı direnmek yerine, onunla uyum içinde hareket etmeyi ve küçük, yerel eylemlerle büyük dönüşümler yaratmayı öneriyor. Ayrıca, liderlik ve örgütlenme süreçlerinde yumuşak becerilerin önemini vurguluyor.

Neden burada? Çünkü bu kitap, geleneksel örgütlenme modellerine alternatif arayanlar için ilham verici. Değişimi doğanın ritmiyle uyumlu bir şekilde kucaklamayı ve bireysel dönüşümlerin kolektif hareketlere nasıl yansıyabileceğini gösteriyor.

Uyaralım: Kitap, lineer olmayan bir yapıya sahip; şiirler, denemeler, diyaloglar ve alıştırmalar içeriyor. Bu nedenle, geleneksel bir anlatı bekleyenler için alışması zaman alabilir. Ancak bu çeşitlilik, kitabın sunduğu deneyimi zenginleştiriyor. 

IMG_9348.JPG
Alara Demirel
Konular ve Popüler Kültür Editörü
Kronik çevrimiçilik sendromundan beslenen Alara'nın editoryal yolculuğu, 2007'de hayran kurgu yazarak başladı. Karşılaştırmalı Edebiyat okudu, 2016'dan beri medya ve yayıncılık sektörlerinde aktif olarak yazıyor, proje yönetiyor ve metin edit'liyor. Popüler kültür, kuir feminizm, sapfik ilişkilenmeler, hayranlık müessesesi veya Çocuk ve Genç Yetişkin Edebiyatı'ndan bahsedildiği gibi kulakları dikleşir.
Devamını okumak için tıklayın
Haftalık