Düğün Hikayesi: Cansu Kurtaran Aktaş & Reynmen

Reynmen (ya da gerçek ismiyle Yusuf Aktaş) ve Cansu Kurtaran Aktaş’ın Amalfi’deki düğünü, son zamanların en çok “Ah keşke benimki de böyle olsa” dedirten masalıydı. Cansu'yla buluştuk, hem yeni hayatını hem büyük
aşkını, Amalfi’nin büyüleyici atmosferinde gerçekleşen o günü konuştuk.
Son zamanların en cool ve masalsı düğünlerinden biri: Reynmen ve Cansu’nun Amalfi’deki rüya gibi kutlaması! Ekim ayında gerçekleşen, sadece 60 kişinin katıldığı bu düğün, çiftin gözlerinden okunan aşkıyla hepimize “aşka dönüş” yaşattı. (Detaylar Sayfa 79’daki Gerçek Düğünler dosyamızda!) Biz de bir Elf gelin gibi ışıldayan Cansu Kurtaran Aktaş’la buluştuk, o büyülü günü dinledik ve onların sıra dışı aşk hikayesine tanık olduk. Dahası, Cansu düğünde giydiği G Bride tasarımının devamını getirdi ve Cosmo için markanın gelinliklerini denedi. Spoiler: Hepsi aşırı yakıştı!
İlk defa tanıştığın birine Cansu’yu nasıl anlatırdın?
Ne yalan söyleyeyim, insanın kendini anlatması biraz tuhaf hissettiriyor. Öncelikle, kibar biriyimdir. Bu, yalnızca bir karakter özelliği değil, aynı zamanda ailemin bana küçük yaşlardan itibaren aşıladığı temel bir değer. Empati benim süper gücüm diyebilirim. İnsanları ve ortamları gözlemler, her bir durumu bir puzzle gibi analiz etmeye çalışırım. Ne olursa olsun pozitif kalmak benim DNA'mda var. Kötü enerjiye bir zırh gibi mesafeli durur, iyi enerjiyi ise kucaklarım. Aile ve maneviyat, benim için çok önemli. Samimi sohbetler ve verimli vakit geçirmekten hoşlanırım. Kendimi 'güvenilir bir liman' olarak görmeyi seviyorum. Bana anlatılan sırlar ya da paylaşılan duygular asla yanlış ellerde kaybolmaz. Zekaya ve olgunluğa büyük değer veririm. Tüm bunların ötesinde, sürekli gelişime açık biriyim. Öğrenmek, deneyim kazanmak ve büyümek hayatımın her alanında benim için bir öncelik.
Nasıl bir ailede doğdun?
Aile kavramına, özel günlere ve birlikte zaman geçirmeye çok önem veren, gezmeyi seven bir ailede doğdum. Kız kardeşim Pelin ile aramda bir yaş var ve o her zaman benim en yakın arkadaşımdı.

Eğitim hayatın nasıldı? İngiltere maceran nasıl başladı?
Kız kardeşim yurt dışında okumak istiyordu. O dönem, bir yandan konfor alanımdan uzaklaşma fikri beni tedirgin ederken, diğer yandan onu yalnız bırakmak istemiyordum. Annem ve babam da yurt dışında hayat deneyimi kazanmamızı istiyorlardı. Ne olmak istediğime karar verdim ve İngiltere’de Psikoloji bölümünü yüksek ikincilikle bitirdim. Eğitim hayatım sancısızdı demeyeceğim, ama üstesinden iyi geldiğime inanıyorum.
Psikolojiye nasıl yöneldin?
İnsan zihninin ve davranışlarının arkasındaki karmaşık süreçler her zaman ilgimi çekti. Psikolojiyi seçmemin en büyük sebeplerinden biri, doğal olarak insanlarla kurduğum güçlü bağlar. Ses tonum ve enerjim sayesinde insanlar bana çok kısa sürede içlerini dökme eğiliminde oluyor. Bu, onların duygularını anlamak ve onlara yardımcı olmak konusunda doğal bir yeteneğe sahip olduğumu fark etmemi sağladı. Psikoloji, bu yeteneğimi bilimsel bir temele oturtarak daha fazla insana destek olabileceğim bir yol sunuyor. Psikolojinin benim için doğru alan olduğunu, Gana'nın Busua bölgesindeki bir köyde yer alan Dixcove Hastanesi'nin Psikiyatri bölümünde gönüllü olarak çalıştığım süre boyunca net bir şekilde anladım.
İngiltere’deki hayatın nasıldı?
İngiltere’deki hayatım çok hareketliydi. Planım olmadığı günlerde bile kahvemi alır Hyde Park’ta veya Regents Park’ta müzik dinler, yürüyüş yapar veya oturur etrafı seyrederdim. Arkadaş ortamım dünyanın dört bir yanındandı.

Türkiye’ye dönüş kararını nasıl aldın?
Yusuf ile tanıştığım ilk gün Türkiye’ye döneceğimi içten içe biliyordum.
Mutlu son ile biten aşk hikayelerini duymaya bayılıyoruz. Sizin aşk hikayeniz nasıl başladı, nasıl tanıştınız?
Bir gün Londra’daki evimde otururken, tanıdığım birinin hikayesine denk geldim. Yazıda, dört ünlünün fotoğrafı yer alıyor ve gereksiz bir şekilde linç ediliyorlardı. Bu tür durumlar her zaman beni rahatsız eder. O an, bu haksız linçe karşı küçük de olsa pozitif bir etki yaratabilmek için onlara destekleyici bir mesaj yazmak istedim. O dört kişiden üçünü daha önce küçükken izlediğim dizilerden ve filmlerden tanıyordum ancak Yusuf’u tanımıyordum. Sıra Yusuf’a geldiğinde tam tanımlayamadığım bir şey oldu. Ona diğerlerinden çok uzun, empati dolu, zihnini korumasına dair yüreklendirici kalbimden gelen bir mesaj yazdım. Ama bu mesajı göreceğine ihtimal vermemiştim. Sonra bir baktım, iki dakika içinde bir teşekkür mesajı geldi! Meğer Yusuf, profilime daha önce birkaç kez girmiş bile… O ilk mesajdan sonra saatlerce, sabah altılara kadar kitaplardan, psikolojiden ve hayata dair pek çok şeyden konuştuk. Aradan biraz zaman geçti ve Yusuf beni görmek için İzmir’e geldi. Bir adamın bu kadar yakışıklı, yetenekli, vicdanlı, komik ve zeki olması beni çok şaşırtmıştı. İlk karşılaştığımız anda her şey netleşti; ikimiz de bu hikayenin nereye gideceğini biliyorduk.
Aşk senin için ne ifade ediyor?
Yusuf'la tanışana kadar aşka inanmayan biriydim. Yani bu terimde yeniyim fakat hislerime dayanarak şunları söyleyebilirim ki aşk, kelimelere sığmayan ama her bakışta, her dokunuşta kendini hissettiren bir bağ. İki insanın sadece birbirini tamamlaması değil, aynı zamanda birbirini yeniden inşa etmesi. Kusurları sevgiyle kucaklaması ve iyileştirmesi... O kişinin hayallerini, sorunlarını kendininmiş gibi sahiplenmek... Aşk benim için sonsuz sadakati, güvenli alanı, bir hissetmeyi, fedakarlığı ifade ediyor.

İlişki döneminde "Evet, aradığım adam bu" dediğin bir an oldu mu?
İlişkimiz boyunca, Yusuf beni kendine hayran bırakan ve ona tekrar tekrar aşık olmamı sağlayan sayısız şey yaptı; bazen farkında olarak, bazen tamamen doğallıkla. Ancak beni derinden etkileyen, onun en başından beri benimle ilgili olan netliği ve kararlılığıdır. O güven veren duruşu, beni sahiplenişi ve beraber kuracağımız hayata duyduğu inanç, bana hep doğru kişiyle olduğumu hissettirdi. Sözleriyle eylemleri her zaman uyum içinde, tutarlı olan adam ‘the one’dır diyebilirim.
İtalya Amalfi’de gerçekten masalları andıran bir düğün ile evlendiğini biliyoruz. Ama bizim sonunu gördüğümüz tüm bu sürecin bir de başı var. Anlatır mısın?
Evlenme kararını aldıktan yalnızca bir ay sonrasına düğün planladık. İtalya’daki organizasyon şirketleriyle iletişime geçtik. Ancak herkes, “2025 Ekim ayını kastediyorsunuz, değil mi?” diye soruyordu. Biz ise “Hayır, biz 2024 Ekim ayından, yani sadece bir ay sonrasından bahsediyoruz” diyorduk. Yusuf'un bana bu süreçte tek söylediği şey hep aynıydı: “Sen sadece ne istediğini söyle, ben her şeyi bize layık bir şekilde gerçekleştireceğim.” Bu söz hem beni inanılmaz rahatlattı hem de bana kendimi çok özel hissettirdi.
Düğün için mekan seçerken kararsız kaldığınız bir an oldu mu?
İtalya, bizim hikayemizde her zaman çok özel bir yere sahip olduğu için düğünümüzün orada olacağına karar vermiştik. Amalfi’deki o muazzam mekânı gördüğümüzde ise kesinlikle doğru yeri bulduğumuzu hissettik. Mekânda yürürken, çevreyi dolaşırken her şeyin hayalimizi birebir yansıttığını fark ettik.

After party ve hazırlık gelinliğinin özel tasarım olduğunu biliyoruz. Tasarımcınız Arzu Ayar, yani G Bride ile yollarınız nasıl kesişti?
Arzu ile tanışma hikayemiz gerçekten çok özel ve bir o kadar da tesadüfîydi. Bir gün Yusuf ile Nişantaşı’nda bir restorandaydık ve ortalıkta birçok boş masa olmasına rağmen, bir şekilde Arzu’nun yanına oturduk. Bir süre sonra Yusuf kalktı ve Arzu bana dönerek, “Rahatsız etmek istemedim ama gerçekten harika bir çiftsiniz…” gibi tatlı övgülerle beni utandırdı. O enerjisiyle hemen içimizi ısıttı. Sohbetimizde bir Reynmen hayranı olduğunu ve bana gelinlik dikmeyi çok istediğini söyledi. O dönem gelinliğimi çoktan seçip almıştım ama Arzu’yu tanıdıktan sonra, after gelinliğimi kesinlikle o tasarlasın istedim. İlk provaya gittiğimde gözlerime inanamadım! Üstelik duvağım da onun harika bir tasarımıydı. Düğün boyunca hep yanımda olup bana yardımcı olması da her şeyin ne kadar özel olduğunu gösterdi. O, gerçekten inanılmaz bir ruh.
Tasarım aşamasında en çok nelere dikkat ettiniz?
Tasarım aşamasında en çok dikkat ettiğimiz şey, gelinliğin içinde rahat hareket edebilmemdi. Ayrıca Ekim ayında İtalya’nın o bölgesinin hava şartlarına uygun olması gerektiğini de göz önünde bulundurduk. Arzu, son dokunuş olarak omuzlarımı örtebileceğim bir otriş şal tasarladı. Bu detay da düğün günümüzde herkesin beğenisini kazandı diyebilirim!
Tasarım bir ay sürdü. Tüm bu süreçte beni en rahat hissettiren şey şüphesiz Arzu’nun ve G Bride ekibinin istekliliği, heyecanı ve samimiyetiydi. Çok kısa sürede güçlü bir güven bağı kurduk ve gözüm kapalı kendimi ellerine teslim ettim.

Bugün de kapak çekiminde birbirinden güzel G Bride gelinlikler giyiyorsun. Hangisini düğün gününde de giymek isterdin?
Ah, öncelikle içimde kalan bütün modelleri düğünümden sonra giyebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum! Fakat kalbimi çalan iki model var: Biri İspanyol danteliyle hazırlanan korsajlı Cinderella model gelinlik, diğeri ise bedeni saran ipeksi çiçekleri olan yırtmaçlı ve drapeli gelinlik.
Düğün aksesuarlarında senin için anlamı olan kişisel bir parça var mıydı?
Aslında düğün günü yalnızca yüzüklerimi takmayı planlıyordum. Fakat o gün Yusuf’un benim için yaptığı çok özel bir sürprizle karşılaştım: İnci ve pırlantalı, zarif bir küpe. Yalnızca görünüşüyle değil, ardındaki düşünceyle de benim için çok anlamlı oldu. Düşünsenize sizin aklınıza bile gelmeyen detayı eşiniz halletmiş bile. Ayrıca Yusuf’un inanılmaz bir zevki olduğunu da eklemeliyim.
Düğün için nasıl bir hazırlığın oldu? Beslenme, spor, cilt bakımlarına ne zaman başladın? Gelin adaylarına önerdiğin işlemler var mı?
Zaten günlük hayatımda sağlıklı beslenmeye özen gösteren biriyim. Ancak, şişkinlikten kaçınmak için düğünden bir ay önce gluteni ve laktozu mümkün olduğunca öğünlerimden çıkardım. Cilt bakımına gelince, haftada bir düzenli olarak profesyonel cilt bakımı yaptırmaya başladım. Düğün tarihimizi yalnızca bir ay önceden belirlediğimizi düşünürsek, bu benim elimden gelen en iyi hazırlıktı! Gelin adaylarına en önemli önerim ise düğün öncesi süreci hem fiziksel hem de zihinsel olarak olabildiğince sakin ve keyifli geçirmeye odaklanmaları.

Sakin bir gelin miydin yoksa ‘bride-zilla’ olduğun anlar oldu mu? Bütün bu süreçte stres yönetimini nasıl sağladın?
Sakin bir gelindim. Tabii ki ufak tefek pürüzler çıkabiliyor. Bu gibi anlarda ise Yusuf’un hiçbir şeyin ters gitmesine izin vermeyeceğini bildiğimden dolayı rahattım. Kız kardeşim Pelin de sürekli etrafımda pervaneydi. Bana negatif hissettirecek herhangi bir aksilik ilk önce Yusuf’tan ve Pelin’den geçtiği için bana uğramıyordu, kalkanlarım vardı diyelim.
“Bu an hiç bitmesin” dediğin sahne neydi?
Davetliler, güllerle süslenmiş seremoni alanında yerlerini almışlardı. Tüm gözler o büyülü anda birleşmişti, ama benim gözüm sadece Yusuf’taydı. Ona doğru yürürken gözlerinin dolduğunu ve ağlamamak için dudaklarını sıkmaya çalıştığını gördüm. Gözlerim dolmaya başladı, çünkü bir an için o sahnenin büyüklüğü ve anlamı kalbimi sardı. Daha önce hep bu anlarda insanların neden ağladığını merak ederdim. Ama o an, bunun nedenini anladım. Durdum, Yusuf’a baktım, sonra soluma dönüp ailemize ve sevdiklerimize baktım. Mutluluklarını filtresiz bir şekilde bizimle paylaşıyorlardı. Çok temiz ve gerçek bir andı.

Masallar hep düğün sahneleri ile biter ve ‘sonsuza kadar mutlu yaşadılar’ cümlesi ile kapanır. Düğün sonrası süreç nasıl geçti? Evli olmak farklı hissettirdi mi?
Düğün sonrası tekrar tekrar düğünü konuştuğumuz, fotoğraflara baktığımız ‘ya biz nasıl güzel bir şey yaşadık böyle’ diyerek birbirimize teşekkür ettiğimiz, şaşkınlığımızı gizleyemediğimiz bir döneme girdik. Sanki bir rüya gibiydi ve bitti. Biraz da rahatlamıştık tabii, o yoğun dönemi atlatmıştık sonuçta. Sadece evimize odaklanabilmek başka bir heyecanın başlangıcıydı. Biz evli gibiydik zaten, fakat resmiyette evli olmak değişik bir duyguymuş. İnsan ister istemez daha ciddi hissediyor.
Bu sürecin en başına dönebilseydin, kendine hangi tavsiyeyi verirdin?
Kendime şu tavsiyeyi verirdim: Rahat ol, her şey hayallerinden bile güzel olacak, Yusuf böyle olması için elinden geleni yapacak, sen sadece anın tadını çıkar. Her anı hazmederek yaşa.
Söyleşi: Dilan Günançtı
Fotoğraf: Melis Albayrak
Kreatif Direktör: Kumru Kermen
Styling: Mehtap Stefos - GBG Style